Vahit YILMAZ

Vahit YILMAZ

06 Nisan 2020 Pazartesi Saat 01:29
Korona Günleri'nde Su

Su, hayatın kaynağı, vazgeçilmezimiz…

Evet, suyun olmadığı yerde ne temizlikten ne tarımdan ne üretimden ne de hayattan söz edebiliriz.

Sağlıklı olmanın, ibadet etmenin, salgın hastalıklardan korunmanın birinci şart temiz suya erişmekle mümkündür.

Bugün, uzmanlar televizyonlarda, virüsten korunmanın ilk kuralını sürekli ellerimizi yıkamaktan, kişisel ve toplumsal temizliğimize dikkat etmemiz gerektiğinden söz ediyorlar.

Peki bu kadar önemli olan su, sınırısız bir kaynak mıdır?

Elbette, tüm doğal kaynaklar gibi su da sınırsız bir kaynak değildir, kıtttır.

Dünya genelinde temiz ve içilebilir su kaynaklarının başta kuraklık, su havzalarının bilinçsiz kullanımı, barajlar, kontrolsüz tarımsal sulama nedeniyle hızlı bir şekilde azalmaktadır.

Başta Sahraaltı Afrika ve Orta Doğu (Bilad-i Şam, Hicaz, Irak) olmak üzere dünya genelinde su kaynaklarında azalış gözlemlenmektedir. Söz konusu bölgelerde devletler arasında su kaynaklı sorunların olduğu da bir gerçek.

Nil havzası üzerinde Mısır ile Sudan arasında, Mısır ile Etiyopya arasında; Fırat havzasında Türkiye ile Suriye, Türkiye ile Irak su kaynaklı sıkıntıların olduğu öteden beri süre gelen bir sorun.

Nehirlerin doğduğu, beslendiği ve geçtiği ülkeler arasında, gelecekte su kaynaklı savaşların gündeme geleceği ifade ediliyor.

Suyun olmadığı yerde tarım yapmanın ve 2050 yılında 10 milyarı bulacağı öngörülen dünya nufüsunu besleyecek gıdayı üretmenin mümkün olamayacağı öngörülüyor.

Bu yüzdendir ki gerek insanları salgın hastalıklardan korumak ve tarım yapabilmek yani insanları doyurmak için su olmazsa olmazımız.

Son yıllarda dünyada, Türkiye'nin de aktif rol aldığı su ile ilgili çeşitli forumlar düzenledi. 2017 yılında 5.Uluslararası İstanbul Su Formu yapıldı.

Bu form ve daha önceki formlarda, suyun ekolojik düzenin devamlılığı açısından taşıdığı önemi ve bu konuda hükümetlerin alması gereken önlemler emine boyuna tartışıldı.

Türkiye, su yönetiminin önemine binaen, Prof Dr Veysel Eroğlu'nun büyük gayretleri ile, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yanında, Su Enstitüsü Kurumu'nu (SUEN) kurarak, bu alanda gelecekte muhtemel tatlı su kıtlığına karşı bilimsel çalışmalara başladı.

Bilimsel veriler ışığında yerel yönetimler de su kullanımın sürdürülebilirliğini sağlamak için çeşitli adımlar atmaya başladı.

Bunlardan ilki kentlerin su şebekesinin yenilenmesi, su kayıp ve kaçağının önlenmesi ile birlikte fazla tüketimi engellemek adına değişik su kullanım tarifelerine geçildi. Suyu tasarruflu kullanan daha az ödeyecek, makul metreküp aşıldığı takdirde tüketiciler, daha yüksek bedel ödemekle karşı karşıya kalacaktı. Böylece gereksiz kullanımın önüne geçilmiş olunacaktı. Ayrıca park ve bahçelerde arıtılmış suyun kullanımı için çeşitli yatırımlar yapıldı.

Ancak Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'da, 2019 yerel seçimlerinden sonra su ile ilgili alınan tedbirlerde bir gevşeme söz konusu. Devam eden alt yapı yatırımları ideolojik bir şekilde durduruldu. Hatta, mevcut İBB Başkanı, kendisinden önce yapımına başlanan atık su arıtma tesisini, "Temel AtmaMA" töreni adı altında bir törenle durdurdu maalesef. Ayrıca suyun tasarruflu bir şekilde kullanımı için geliştirilen tarifeler de alt üst edildi.

Gelelim Şanlıurfa'ya.

Koronavirus salgını ile birlikte, belediyelerimiz "hijyenik" görünmek adına sokakları, caddeleri köpüklü suyla yıkamaktadır.

Bu yöntemin, Koronaviruse karşı bir önlem olup olmadığı konusunda emin değilim. Kanımca çöp konteynerlerini ve bulundukları alanları yıkamak kafidir. Bunun ötesi su israfıdır.

Ayrıca mahallelerdeki eski şebekelerin bir an önce yenilenmesi şarttır.

Bir diğer alan tarım. Tarımda salma sulama, artezyen kuyular bariz bir su israfıdır. Bir an önce bu yanlış uygulamalardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Çiftçilerimiz damlama sulama sistemine geçerek hem enerji tasarrufu hem de yer altı suyunu korumak adına artezyen kuyu sisteminden vazgeçmelidir. Bunun yerine, Devlet Su İşleri Genel Müdürülüğü, GAP kapsamındaki kanal ve pompaları aktif edilmelidir.

Meskenlerde su israfının önüne geçmek için kamu spotlarıyla, broşürlerle, mahalle ziyaretleriyle yetişkin bireyler bilgilendirilmelidir. Ayrıca okullarda öğrencilerimize bu konuda ciddi eğitimler verilmelidir.

Şu anda yaşayan tüm insanların ilk defa karşılaştığı böylesine salgın hastalıklar bize aslında elimizdeki su havzaları başta olmak üzere, tarım alanlarını, tarımsal üretimin ve çevrenin korunması gerektiğini acı bir şekilde gösterdi.

Dünyayı adeta eve hapseden ve insanların tıpkı mahşerde olacağı gibi, birbirlerinden kaçtığı bu Korona Günleri'nde, başımızı iki elimizin arasına alarak tekrar düşünmez gerekir.

Su hayattır,

Tarım alanları hayatın ta kendisidir.

Suyun kıymetini bil, bilinçsiz kullanma; tarım alanlarını betonlaştırma!

Bu Yazı 653 Kez Okunmuştur.
YORUM EKLE

Yorumunuz:

YORUMLAR

  Bu Yazıya Yorum Yapılmadı
YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI

AKÇAKALE'DE HAVA DURUMU
14.1° Son Güncelleme: 04.06.2020, 05:58
PER 15/31 °C
CUM 16/33 °C
CMT 17/36 °C
PAZ 18/39 °C
NÖBETÇİ ECZANE
POLAT ECZANESİ
ABDULLAH GÜL BULVARI HİLAL YILDIZ PLAZA HALK BANKASI KARŞISI NO:11
0 414 411 31 52
AKÇAKALE NAMAZ VAKİTLERİ
04 Haziran 2020 Perşembe
HİCRİ: 12 Şevval 1441
İMSAK
03:17
GÜNEŞ
04:59
ÖĞLE
12:28
İKİNDİ
16:18
AKŞAM
19:46
YATSI
21:21
Tüm Hakları Saklıdır © 2020 | Sitemizdeki meteryaller izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz... Sitemizde yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur.
Tel : (0542) 568 63 00 | E-Posta : akcakale@akcakale.com | Powered By : Harran Medya